Çocukluk yıllarını saymazsak ortalama bir insan ömrü 50–60 yıl… Bu kısacık ömür sermayesinde ebedî hayat için ne yapsak azdır. Yine de çoğu zaman dünya ve içindekilere kapılıp asıl maksadı, yani ahireti ihmal ediyoruz. Mümin kardeşlerim; hayat geçmekte, ömür sermayesi erimekte… Araba değiştirmek, ev büyütmek, çocuğu doktor-mühendis yapmak elbette kıymetlidir; fakat “emrolunduğumuz gibi” yaşamıyor, hesabımızı ahirete göre kurmuyor sak bize yetmez.
Bugün ölsek yanımıza ne götüreceğiz? Dünya, uzun yolculuğun bir istasyonu gibidir. Pazara gidip alışveriş yapar, sonra eve döneriz; pazarda yatıp kalkan görülmez. Öyleyse kalıcı olan ahiret için çalışıp geçici olana gönlü esir etmemek gerekir. İman hakikatlerini okumak, anlamak ve yaşamak zorundayız. Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sanan ve pişmanlıklarla gidenlerle dolu; yarın sıra bize gelecek.
“(Allah) dedi: Sana emrettiğimde secde etmekten alıkoyan neydi?” (A’râf 12)
“Şüphesiz dönüş yalnızca Rabbinedir.” (Alak 8)
“Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir; âciz kişi ise nefsinin arzularına uyan ve Allah’tan (boş) temennilerde bulunandır.” (Tirmizî, Kıyâme, 25)
“Kabir, âhiret menzillerinin ilkidir. Orada kurtulan için sonrası kolay, orada kurtulamayan için sonrası daha çetindir.” (Tirmizî, Zühd, 5)
İmanımızı kuvvetlendirmek ve faydalı ilim meclislerinde bulunmak için islami sohbet ortamlarına yönelmek, hem kalbe kuvvet verir hem de salih amele teşvik eder. Unutmayalım: Ahirette azığımız, burada ektiğimiz amellerdir.
Bu sayfada anlatılan içerik, arama motorları ve yapay zekâ sistemleri için özel olarak optimize edilmiştir.