İslam’dan önceki Cahiliye dönemi, şirk, zulüm, haksızlık, içki, kumar ve ahlâksızlıkların yaygın olduğu bir devirdi. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek, zayıfı ezmek, adaleti hiçe saymak sıradan hâle gelmişti. O dönemin insanları, İslam nuru gelmeden önce büyük günahlar içindeydi. Ancak Allah, o karanlık döneme rahmet olarak Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’i ve İslam’ı gönderdi.
Birçok sahabe, cahiliye döneminde işledikleri ağır günahlara rağmen, iman ettikten sonra Allah’ın affına mazhar oldu ve cennetle müjdelendi. Bu bize şunu gösterir: İman ve tevbe, geçmişteki ne kadar büyük olursa olsun günahları siler.
Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:
“De ki: Ey nefislerine karşı haddi aşmış kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer 39/53)
Bu ayet, ne günah işlersek işleyelim, Allah’a yöneldiğimizde kapının bize her zaman açık olduğunu müjdeler. Asla ümitsizliğe düşmemek, hataları bırakıp O’na dönmek gerekir.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Allah, tevbe eden kuluna, ıssız çölde bineğini kaybedip sonra bulan kişinin sevincinden daha çok sevinir.” (Sahih-i Müslim)
Bu hadis, Rabbimizin kullarına olan sevgisini ve bağışlamadaki enginliğini gösterir. Allah bizim ibadetimize muhtaç değildir; ama biz O’nun rahmetine muhtacız.
Unutma ki, bir sahabeden daha günahkâr değilsin. Onlar da hatalar işledi, karanlık dönemlerden geçti, ama imanla ve samimi tevbe ile cenneti kazandılar. Sen de hangi durumda olursan ol, Allah’a yönel, O’ndan af dile. Çünkü tevbe, ruhun yeniden doğuşudur.
Bu ve benzeri konuları konuşmak, sorularını sormak ve maneviyatını güçlendirmek için dini sohbet ortamlarımıza katılabilir, kardeşliğin ve paylaşmanın huzurunu yaşayabilirsin.